Değerli Riddick okurları, bu makalemizde “Milli bilinç ve kimlik nedir” konusunda bilmeniz gereken her şeyi derledik.
Milli Bilinç ve Kimlik Nedir? Bir Milletin Hafızasına, Ruhuna ve Günlük Hayatına Yolculuk
Sabah kahvesini alıp balkona çıkan bir insan düşünün. Elinde çay bardağı, yanında simit, kafasında ise bin tane düşünce… “Bugün işler nasıl gidecek?”, “Akşam ne yiyeceğim?”, “Telefonun şarjı neden yine yüzde 3?” gibi günlük meselelerin arasında bir anda daha büyük bir soru beliriyor: “Ben kimim?”
İşte insanın kendini tanıma çabası sadece bireysel bir mesele değildir. Toplumlar da aynı soruyu sorar. Biz kimiz? Nereden geliyoruz? Neleri önemsiyoruz? Hangi değerler bizi bir arada tutuyor?
Bu noktada karşımıza çıkan iki önemli kavram vardır: milli bilinç ve kimlik.
Ben İzmir’de yaşayan 25 yaşında biri olarak bazen arkadaş ortamında dünyanın en rahat insanı gibi davranıyorum. Sürekli espri yapıyor, herkes gülsün diye ortamın neşesini yükseltmeye çalışıyorum. Ama eve dönünce kafamın içinde küçük bir toplantı başlıyor.
“Bugün söylediğin o şaka gerçekten komik miydi?”
“Kimse anlamadıysa açıklamak zorunda mıydın?”
“Acaba hayatın büyük soruları hakkında biraz fazla mı düşünüyorsun?”
Beynim bazen kendi kendine çalışan bir mahalle kahvesi gibi. Herkes konuşuyor ama kimse hesabı kapatmıyor.
Milli bilinç ve kimlik meselesi de biraz böyle. Bir yandan günlük hayatın içinde doğal şekilde yaşadığımız, farkına bile varmadığımız bir konu; diğer yandan üzerinde düşündükçe derinleşen büyük bir anlam dünyasıdır.
Milli Bilinç ve Kimlik Nedir?
Milli bilinç ve kimlik nedir? sorusuna en basit cevapla başlayalım: Milli bilinç, bir milletin ortak geçmişini, değerlerini, kültürünü ve geleceğe dair hedeflerini fark etme durumudur. Kimlik ise bir kişinin veya toplumun “Ben kimim?” sorusuna verdiği cevaptır.
Bir insanın kimliği sadece adı, soyadı veya yaşadığı yer değildir. Sevdiği yemeklerden konuşma biçimine, ailesinden öğrendiği alışkanlıklara, geçmişinden taşıdığı hikâyelere kadar birçok unsur kimliği oluşturur.
Mesela İzmir’de yaşayan birinin sabah boyoz ve gevrekle güne başlaması, sahilde yürürken denize bakıp düşüncelere dalması, bayramlarda ailesiyle bir araya gelmesi sadece günlük alışkanlık değildir. Bunların hepsi bir kültürel hafızanın parçalarıdır.
Bazen fark etmiyoruz ama kimliğimizi oluşturan şeyler küçük ayrıntıların içinde saklanıyor.
Bir arkadaşım yıllar önce başka bir şehre taşınmıştı. İlk haftasında beni arayıp şöyle dedi:
“Burada herkes çok normal davranıyor.”
Şaşırdım.
“Nasıl yani?”
“Kimse akşam çayına beş farklı tabak kuruyemiş koymuyor. Bizde misafir gelince sanki küçük bir festival düzenleniyor.”
Haklıydı. Bizim kültürümüzde misafirlik bazen o kadar ciddiye alınır ki, insan kendini bir anda devlet töreninde hissedebilir.
“Bir çay içip kalkacağız.”
“Olur.”
Beş dakika sonra masa:
Börek,
Tatlı,
Meyve,
Çerez,
“Bunu da tadına bak diye yaptım.”
İşte kimlik biraz da budur. Farkında olmadan yaşattığımız küçük alışkanlıklar.
Milli Bilincin Temelinde Hafıza Vardır
Bir milletin hafızası, geçmişte yaşanan olayların unutulmaması ve gelecek nesillere aktarılmasıyla oluşur.
Nasıl ki bir insan çocukluk anılarını hatırladığında kendini daha iyi tanırsa, toplumlar da geçmişlerini bildikçe kim olduklarını daha iyi anlar.
Düşünün, telefonumuzdaki fotoğrafları kaybettiğimizde bile moralimiz bozuluyor. Çünkü fotoğraf sadece bir görüntü değildir; içinde anılar vardır.
Toplumların tarihi de böyledir. Tarih sadece eski kitaplarda duran bilgiler değildir. İnsanların yaşadığı acılar, başarılar, mücadeleler ve sevinçler ortak hafızanın parçalarıdır.
Bazen arkadaşlarla otururken geçmişten konuşuruz.
“Eskiden mahallede herkes birbirini tanırdı.”
“Eskiden çocuklar akşam ezanına kadar dışarıda oynardı.”
“Eskiden internet yoktu.”
Sonra biri mutlaka şunu söyler:
“Biz çok yaşlandık galiba.”
Halbuki daha 25 yaşındayız. Ama insan bazen eski bir televizyon reklamını görünce kendini tarih müzesinde sanabiliyor.
Geçmişle bağ kurmak, sadece nostalji yapmak değildir. Geçmişten gelen değerleri anlamak ve onları geleceğe taşımaktır.
Kimlik Sadece Geçmişten Değil, Bugünden de Oluşur
Kimlik konusu konuşulurken bazen insanlar sadece geçmişe bakar. Ancak kimlik yaşayan bir yapıdır. Her nesil kendi deneyimleriyle bu kimliğe yeni şeyler ekler.
Bugünün gençleri teknolojiyle büyüyor, farklı kültürlerle iletişim kuruyor ve dünyaya daha geniş bir pencereden bakıyor.
Eskiden aile büyükleri:
“Bizim zamanımızda böyleydi.”
derdi.
Şimdi gençler de birkaç yıl sonra muhtemelen:
“Bizim zamanımızda internet daha yavaştı.”
diyecek.
Tarihin en komik taraflarından biri şu olabilir: Her nesil kendinden öncekileri eski buluyor, kendinden sonrakileri ise fazla modern görüyor.
Ama aslında kimlik tam da bu değişimlerin içinde şekilleniyor.
Bir insan hem geleneklerini koruyabilir hem de yeniliklere açık olabilir. Çünkü kimlik, geçmişe zincirlenmek değil; geçmişten güç alarak ilerlemektir.
Günlük Hayatta Milli Bilinci Nerede Görürüz?
Milli bilinç sadece büyük törenlerde veya önemli günlerde ortaya çıkan bir duygu değildir. Günlük hayatın içinde birçok küçük davranışta kendini gösterir.
Bir büyüğe saygı göstermek…
Zor durumda kalan birine yardım etmek…
Kendi kültürüne ait değerleri önemsemek…
Ortak sevinçlerde ve üzüntülerde bir araya gelmek…
Bunlar milli bilincin günlük hayattaki yansımalarıdır.
Mesela mahallede bir düğün olduğunu düşünün. Kimse davet edilmese bile herkes bir şekilde haberdar olur.
“Kim evleniyor?”
“Alt sokaktaki Mehmet’in oğlu.”
“Vay be, daha dün çocuktu.”
Aslında mahalle sakinleri sadece bir düğünü konuşmaz. Birbirine bağlı olmanın küçük bir örneğini yaşar.
Ya da milli maç akşamlarını düşünün. Normalde birbirini tanımayan insanlar aynı heyecanı paylaşır. Apartmanda daha önce selamlaşmayan iki kişi bile aynı anda bağırabilir:
“Gooool!”
O an herkesin ortak bir duygusu vardır.
Milli Kimlik ve Bireysel Kimlik Arasındaki Denge
İnsan hem bireydir hem de bir toplumun parçasıdır.
Kendi hayalleri, karakteri ve tercihleri vardır. Aynı zamanda ait olduğu toplumdan gelen değerleri taşır.
Bu denge bazen ilginç durumlar oluşturur.
Arkadaş ortamında özgür ruhlu, dünyayı değiştirecek fikirleri olan biri olabilirsiniz. Ama anneniz arayıp:
“Akşam yemeğini yedin mi?”
dediğinde 25 yaşında da olsanız içinizdeki çocuk hemen ortaya çıkar.
“Yedim anne.”
“Ne yedin?”
İşte orada bütün özgüven gider.
“Bir tost.”
“Yine mi tost?”
Milli kimlik ve aile bağları da biraz böyle görünmez ama güçlü bağlarla devam eder.
Milli Bilinç Geleceğe Nasıl Taşınır?
Bir değerin yaşaması için sadece anlatılması yetmez, yaşanması gerekir.
Çocuklara veya gençlere sadece “şunu bilmelisin” demek yerine, o değerin neden önemli olduğunu göstermek gerekir.
Kültür kitaplarda kalırsa bilgi olur. Hayatta yaşanırsa değer olur.
Bir yemeği tarifinden öğrenmek başka, aile büyüklerinden dinleyerek yapmak başkadır.
Bir türküyü internetten dinlemek başka, yıllardır söyleyen bir büyüğün sesinden duymak başkadır.
Milli bilinç de böyle oluşur. İnsan kendisini ait hissettiği şeylerle bağ kurdukça gelişir.
Sonuç: Biz Kimiz Sorusunun Cevabı
Milli bilinç ve kimlik nedir? sorusu aslında “Biz kimiz?” sorusunun farklı bir şekilde sorulmasıdır.
Bu sorunun tek cümlelik bir cevabı yoktur. Çünkü kimlik yaşayan, gelişen ve değişen bir yapıdır.
Bir milletin kimliği; tarihinden, kültüründen, dilinden, geleneklerinden ve insanlarının günlük yaşamından oluşur.
Bazen bir bayram sofrasında, bazen eski bir şarkıda, bazen sokakta duyduğumuz tanıdık bir kelimede kendini gösterir.
Ben bazen arkadaş ortamında sürekli şaka yapan, her şeyi hafife alıyormuş gibi görünen biri olabilirim. Ama gece yatağa uzandığımda dünyanın en ciddi sorularını düşünen tarafım da ortaya çıkar.
Belki insan olmanın güzel tarafı da budur.
Hem gülebilmek hem düşünebilmek…
Hem geçmişi hatırlamak hem geleceğe bakabilmek…
Hem kendi hikâyemizi yaşamak hem de daha büyük bir hikâyenin parçası olduğumuzu bilmek.
Çünkü kimlik, sadece “ben kimim?” sorusunun cevabı değildir.
Bazen aynı zamanda “biz kimiz?” sorusuna verdiğimiz en samimi cevaptır.